Rüzgar santralinin bakımı nasıl olmalı?

Rüzgar santralinin bakımı nasıl olmalı?

PAYLAŞ
2

Rüzgar enerjisinden elektrik üretimi Türkiye’de 2005 yılından itibaren ciddi bir artış gösterirken, günümüzde oldukça popüler bir sektör haline gelmiştir. Rüzgar enerji santrallerinin ilk yatırım maliyetinin yüksek olması ve türbinlerin üretim kapasite faktörünün düşük olması gibi olumsuz faktörler bu çevre dostu sektörün ülkemizde gelişmesine engel olmamıştır.

Rüzgar enerjisinden elektrik üretimi dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızlı gelişmekte, türbin teknolojilerinde verimliliğin arttırılması için çalışmalar devam etmektedir. Amaç daha az maliyetle  daha verimli türbin teknolojisine ulaşabilmektir.

Günümüzde kullanılan rüzgar türbinlerinin ortalama üretim kapasite faktörü model ve markaya göre artış ya da azalma göstermekle birlikte yüzde 20 -25 aralığındadır. Santralin kurulu olduğu bölge ve mevsimsel hava koşulları üretimi etkileyen diğer önemli faktörlerdir.

Yatırımcı firmalar için ortalama amorti süresi 10 yıl olarak öngörülmektedir. Yatırımcılar yatırımdan daha fazla kar edebilmek adına işletme & bakım maliyetlerini göz önünde bulundurup bir planlamaya gitmektedir. Yeni bir türbin için işletme ve bakım maliyeti ekonomik ömrü boyunca üretilen kWh başına toplam maliyetin yüzde 20-25’ini oluşturmaktadır. Yatırımcının günümüzde iki seçeneği vardır: Türbin firmasının sunmuş olduğu servis sözleşmesi çerçevesinde işletme ve bakımı yaptırmak ya da kendi işletme ve bakımını kendisi üstlenmek.

YATIRIMCILAR İÇİN AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI

Bu yazımda sizlere işletme ve bakımın bu iki seçeneğinin yatırımcılar açısından avantaj ve dezavantajlarından bahsetmek istiyorum. Rüzgar türbinlerinin işletme & bakım periyodları ve içerikleri rüzgar türbin teknolojisine ve türbin tipine bağlı olarak farklılık göstermektedir. Genel olarak rüzgar türbinlerine yılda 3 aylık periyodlarla toplam 4 bakım yapılmaktadır. Ayrıca 4 ya da 5 yılda bir kapsamlı mekanik bakımlar da yapılmaktadır. 3 aylık periyodlar ile yapılan bakımlar şu şekilde genellenebilir;

Görsel bakım

Yağlama bakımı

Elektrik bakımı

Mekanik bakım

Yıllık bakımların süreleri türbin tipine göre değişmekle beraber 1 MW türbinler için 30-50 saat, 2-3 MW türbinler için 60-100 saat olarak değişmektedir. Genel olarak dişli kutulu sistemlerin planlı bakımları dişli kutusuz türbinlere göre daha uzun olmaktadır. Ayrıca dişli kutulu sistemlerin arıza yapma istatistikleri daha yüksektir. Rüzgar türbin işletme ve bakım hizmetleri genel olarak türbin tedarikçisi firmalar tarafından verilse de işletme bakımı yapan harici firmalar da bulunmaktadır.

TÜRBİN ÜRETİCİSİNDEN HİZMET ALIRSA…

Yatırımcı garanti süresinin sona ermesi sonrasında yukarıda bahsettiğimiz bakım, işletme ve arıza onarım konularında türbin üreticisi firmadan hizmet almaya karar verirse işin içine servis kontratları girmektedir. Bu kontratların süresi bir türbinin ömrünün 20-25 yıl olduğunu düşünürsek 15 yıla kadar yapılabilmektedir. Ülkemizde 5+5 ve 10 yıl gibi örnekleri görülmektedir.

Bu kontrat sonrasında yatırımcı sözleşmesine eklediği ve türbin firmasının sağlayabildiği emre amadelik garantisi çerçevesinde santralinde bulunan türbinlerin arıza, bakım ve işletmesinden sorumlu olmamaktadır.

Yedek parça garantisi de bu kontratlar içinde yer almaktadır. Rüzgar santrallerinin işletme bakım giderleri türbin tipi ve büyüklüğüne göre değişse de MWh başına toplam işletme bakım maliyeti 10 Euro’ nun altında olması beklenmektedir. Yatırımcının santrali için bu yöntemi seçmesinin avantajları olduğu gibi dezavantajları da bulunmaktadır.

AVANTAJLARI

  • Tüm sorumluluğun türbin üreticisi firmaya verilmesi ve yatırımcının işletme, bakım ve onarımdan sorumlu olmaması
  • Emre amadelik garantisi
  • Yedek parça stoğuna ihtiyaç duyulmaması
  • Sigorta maliyetlerinin daha düşük olması
  • Bakım & işletme için sahada ve merkezde ekstra çalışana ihtiyaç duyulmaması vb
  • Yüksek maliyetli ana komponentlerin sözleşme garantisi altında olması
  • Yıllık bütçe planlamalarında santral giderinin belirlenmesi konusunda rahatlık

DEZAVANTAJLARI

  • Üretimden elde edilen gelirden yüksek servis sözleşme bedelleri yüzünden daha az kar edilmesi
  • Yapılan sözleşme sonrası sahada bulunan türbinlere bazı firmalar tarafından yatırımcının kendi ekibinin çıkarılmaması
  • Meydana gelen arızalar, yapılan bakım, değiştirilen parça hakkında yine bazı firmalar tarafından üreticiye yeterli raporlama yapılmaması
  • Sahada bulunan türbin ve teknolojisi hakkında yetersiz bilgiye ulaşabilmek
  • İşletme, bakım, arıza ve yedek parça gibi her konuda türbin üreticisi firmasına bağlı olmak

KENDİ EKİBİYLE BAKIM İŞİNİ YAPARSA…

Diğer bir konu yatırımcının santralin bakım, işletme ve onarımı kendi teknik ekip ve yedek parça stoğuyla yapabilmesi. Bunun dünyada E.ON, RWE, ENBW, DUKE ENERGY gibi birçok örneği olup, ülkemizde artan Euro kuru sonrası yeni gelişmekte olan bir alandır. Yatırımcı bu yöntemi seçtiği takdirde kendi bakım ve onarımını kendi teknisyenleri ile üstlenir, kendi yedek parça stoğunu oluşturur ve türbin firmasından bağımsız bir şekilde işletmesini üstlenebilir. Ya da türbin üreticisi firma ile adam/saat başına bir anlaşma yoluna gidebilir.

Örneğin; kendi ekibi ile çözemediği bir arıza olduğunda türbin üreticisi firma ile yetkilinin 48 saat içinde sahada bulunması gerektiğine dair bir sözleşme imzalayabilir. Bu anlaşma sonrası türbin üreticisi firma çözülen arızayı yatırımcıya fatura eder. Bu tarz sözleşmeler ülkemizde bazı firmalarda görülmeye başlanmış olup, bu anlaşmalarında full kapsamlı bir servis sözleşmesi maliyeti kadar olmasa da bir maliyeti mevcuttur. Bu tercihin de tartışmaya açık artı ve eksileri bulunmaktadır.

AVANTAJLARI

  • En önemli avantajı yatırımcının sahip olduğu türbine kolaylıkla erişebilmesi, tüm bilgilere, dokümanlara kısıtlama olmaksızın ulaşabilmesidir.
  • Türbin işletme, bakım ve onarım konusunda alanında uzman kişilerden alınan eğitimler sonucu önleyici bakımlar yapabilmek ve verimliliği %3-4 oranında arttırmak
  • Servis sözleşmesi bedeli olmaması ve buna bağlı olarak işletme gelirinde yüzde 40-50 oranında artış
  • Döviz kuruna bağlı kalmamak
  • Çalışanların verilen eğitimler sonrası firmaya olan bağımlılığının artması (Ülkemizde alanında uzman teknisyenlerimizin sayısının her geçen gün artması önem teşkil etmektedir.)
  • Yedek parçaları alt taşeron firmalardan daha uyguna temin edebilmeleri
  • Periyodik bakımların, arıza giderimlerinin süresinin uzamasına engel olabilmek

    DEZAVANTAJLARI

  • Servis sözleşmesi bitimi sonrası yedek parçalar için gerekli depo maliyeti
  • Yüksek maliyetli ana komponentlerde oluşabilecek sık arızalar
  • Sigorta bedellerinde oluşabilecek Artış
  • Yıllık oluşturan işletme bütçesinde oluşabilecek belirsizlik
  • Ekstra çalışan alımı

Özellikle türbinin kullanım ömrünün sonuna yaklaştıkça, O&M maliyetlerinde bir artış olacağı öngörülmekte fakat net rakam hala tahmin edilememektedir.

Benim düşüncem rüzgar sektöründe eğitimli teknisyen becerilerine ve kapasitesine, işletmelerin daha iyi ve verimli çalışmasını sağlamak için arka planda yatırım yapmaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

Her yatırımcı eğitimli ekibi ile türbin ve sahasının kendi performans analizini yapabilmeli ve de operasyonel olarak kendi yol haritasını belirleyebilmelidir. Bu da sektörün daha çabuk olgunlaşmasının önünü açacaktır. Türkiye’de ve dünyada rüzgar sektörünün ilerlemesinde eğitimli insan sayısının artışı çok önemlidir.

BİR CEVAP BIRAK