Ağaç sadece ağaç değildir

Ağaç sadece ağaç değildir

PAYLAŞ
2

Son günlerde gündemimiz maalesef hep yangınlar oldu. Gerek Karabağlar, Seferihisar, Menderes, Urla gibi İzmir’de, gerek İstanbul’dan Tokat’a Sivas’tan Antalya’ya kadar değişik bölgelerimizde inanılmaz yangınlar oldu. Bu yangınlarla oluşması onlarca yıl sürecek, aslında bizim ciğerlerimiz olan güzelim ormanlarımız yandı kül oldu. İşin kötüsü sadece ciğerlerimiz yanmadı, ormanlarda yaşayan kaplumbağalar, tavşanlar, kuşlar, köpekler gibi birçok hayvan da can verdi.

Bütün bunlar olurken çoğumuz elimiz kolumuz bağlı, içimiz acıyarak, söylenerek, sosyal medyada isyanımızı dile getirerek acımızı ve isyanımızı paylaştık. Kimimiz acaba nasıl önlemini alabiliriz diye derin düşüncelere dalarken kimimiz de ülke çapında ağaçlandırma bayramı ilan edilip yanan ormanların yerine fidanlar dikilmesi için kampanya önerisinde bulundu.

Herkes kendine göre haklı belki de, ama beni endişelendiren esas konu, ülkemizde herhangi biri nasıl olur da belirli bir yaşa kadar “ağaç nedir, niye bu kadar önemlidir?”  konusunu hiç düşünmeden ve öğrenmeden gelebiliyor? Mangalını yapıp, keyfini yaptıktan sonra nasıl olur da o ateşi hak ettiği gibi söndürmeyi akıl edemiyor? Arabasının camından nasıl oluyor da yanan sigara izmaritini ağaçların üstüne atabiliyor?

Cumhuriyetin ilk kurulduğu yılları ve Atatürk’ün Orman Çiftliği hikayesini hatırlatmak istiyorum. Mustafa Kemal Ataturk “Milli ekonominin temeli ziraattir” diyordu. Memleketi yeni baştan kalkındırmak için halkı uyarmak ve ona örnek olmak gerektiğine inanmıştı. Bu sebeple, işe Ankara’dan başladı. Kurak step toprakların ortasındaki Ankara’da modern bir çiftlik kuracaktı.

NE PARA NE DE SABIR TÜKENDİ

1925 yılında, ziraat uzmanlarına Ankara yakınlarında böyle bir çiftlik için elverişli bir toprak bulmak görevini verdi. Fakat uzmanlar, Ankara’da ve çevresinde böyle bir çiftlik için elverişli arazi bulamadıklarını bildirdiler. Atatürk bugünkü çiftliğin bulunduğu yerleri gösterdi. Burası kurak bir yerdi, ovada kalan kısmı ise bataklıktı. Tepenin yamaçları aşağılara kadar otsuz ve ağaçsızdı.

– “Burada çiftlik olmaz” dediler.

Atatürk onlara şu cevabı verdi:

– “İşte, istediğimiz yer asıl böyle olmalıdır. Ankara’nın kenarında hem çorak, hem bataklık, hem de fena bir yer. Burasını biz ıslah edemezsek, kim gelip ıslah edecek?”

Yabancı bir ziraat uzmanı ise, bu fikir karşısında şöyle demişti: “Bu öyle bir teşebbüstür ki, elverişsiz toprak ve iklim şartları altında, burada ya sabır tükenir, ya para.”

Yabancı ziraat uzmanı fena yanılmıştı. Ne para ne de sabır tükendi ve sadece buradan hiçbirşey olmaz denilen çorak yerde muhteşem bir orman yaratılmadı, aynı zamanda; fidan yetiştirme, bahçecilik, bağcılık ve hayvancılık gibi faaliyetler çiftlik sahasının içinde yapılmaya başladı.

Çiftlikteki tarım ve hayvancılık faaliyetleri doğrultusunda bünyesinde endüstriyel tesisler de kuruldu. 1933 yılında çiftlikte kurt, tilki, çakal, ayı, domuz, süne, kımıl gibi tarıma ve insana zarar veren hayvanların teşhiri amacıyla bir hayvanat bahçesi kurulmuştu. Bu minyatür hayvanat bahçesinin çok ilgi çekmesi üzerine modern bir hayvanat bahçesi oluşturuldu ve günümüzde halen hizmete devam eden hayvanat bahçesi 1940 yılında hizmete girdi.

NEYİ KAYBETTİĞİMİZİ ANLAYALIM

Diyeceğim şu ki; biz hiçbir engeli tanımayan, olmaz denilen yerde mucizeler yaratan Atatürk’ün evlatları olarak ne zaman bu hale geldik? Ağaçları sevmek, ağaçların önemini anlamak, ormanların milli gelir olduğunu bilmek artık bu kadar zor mu?

Ortak değerlerimizi, bu ülkenin esas zenginliğinin ne olduğunu ne zaman unuttuk? Hadi madem bir şekilde unuttuk, ne zaman hatırlayacağız? Hatırladığımızda çok mu geç olacak?

Tabiiki fidanlar dikelim, tabiiki Orman Bayramı ilan edelim. Ama herşeyden önce, bir kendimize gelelim!! Çocuklarımıza ve etrafımıza ağaç sevgisini öğretelim. Ağaç sadece ağaç değildir, bir canlıdır ve bizi koruyan bizim ciğerimiz olan bir canlıdır.

Lütfen daha geç olmadan esas neyi kaybettiğimizi anlayalım.

PAYLAŞ
Önceki haberSıfır karbon ekonomisi için hidrojen şart  
Sonraki haberLisanssız güneşten 4.4 milyar kWh elektrik üretiliyor
Ferhan Alesi
İzmir doğumlu olan Ferhan Alesi, 16 yaşında gittiği Kuveyt’te Amerikan okulundan mezun oldu. Daha sonra Avusturya ve İsviçre’de Otel Yöneticiliği ve Turizm üzerine üniversite eğitimini tamamladı. Amerika’da kültürlerarası i̇letişim eğitimini dünyaca ünlü Portland, Oregon’da aldı. 1987 yılından bu yana Kuveyt, Avusturya, Kore, İtalya, İsviçre, Fransa, Almanya, İngiltere, Türkiye ve ABD olmak üzere birçok ülkede yaşadı, öğrenim gördü ve yöneticilik yaptı. Simdiye kadar 58 farklı ülkeden kişiye eğitim ve danışmanlık hizmeti verdi. Ferhan Alesi Türkiye’nin ilk kültürlerarası iletişim danışmanı, eğitmeni ve koçu olarak çalışıyor. 20 yıl yurtdışında 10 farklı ülkede yaşayan Alesi, Türk kültürel iletişim uzmanı, Avrupa Kültürlerarası Eğitim ve Araştırma Derneği’nin ilk ve tek Türk yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Avrupa Birliği projesi olarak Türkiye’de ilk defa çok uluslu firmalarda İK Direktörlerine yönelik çesitlilik hakkında projeyi organize edip gerçekleştirdi. Sabancı ve Koç üniversitelerinde farklı zamanlarda seminer ve dersler veriyor. Ferhan Alesi, Türkçe, İngilizce, Almanca, İtalyanca ve Fransızca biliyor.

BİR CEVAP BIRAK