Türkiye’nin yeşil hidrojen stratejisi nasıl olmalı?

Türkiye’nin yeşil hidrojen stratejisi nasıl olmalı?

PAYLAŞ
yeşil hidrojen
1

Son yıllarda yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği kaynaklarına yapılan yatırımlar, Türkiye’nin enerji sektörünün dönüşümünü olumlu yönde etkiledi. 2020 yılı verilerine göre, ülkemizin elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı yüzde 50’ye yaklaştı; en hızlı artan kaynaklar ise rüzgâr ve güneş enerjisi oldu.

Elektrik sektörünün tedarikten tüketiciye tüm değer zincirinin dönüşümünde enerji verimliliğinin rolü de daha fazla ön plana çıkıyor. Ulusal Enerji Verimliği Eylem Planı’nda belirlenen verimlilik hedeflerine ulaşarak öngörülen ekonomik faydadan yararlanabilmek için sektörün tüm paydaşları büyük çaba sarf ediyor.

Enerji sektörünün uzun vadede tamamıyla dönüşerek düşük karbonlu bir patikaya girmesinde yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğinin yanı sıra ticarileşme süreçlerini devam ettiren yeni teknolojiler de önemli rol oynuyor. Bu teknolojilerin başında yenilenebilir elektrik kaynaklarından üretilen yeşil hidrojen geliyor.

Hidrojen politikalarının ve ilgili teknolojilerin geliştirilmesi üzerine devam eden araştırmalar dünya enerji sektörünün gündemindeki ana konuların başında geliyor. Birçok ülke yeşil hidrojeni orta ve uzun vadeli enerji dönüşüm stratejilerinin merkezine alıyor. Bunun arkasında yatan neden ise, enerjiyi son tüketen üretim sanayi, ulaştırma ve ısıtma gibi sektörlerdeki dönüşümün elektrik sektörünün yakaladığı ivmeyi henüz tam anlamıyla yakalayamamış olması.

YENİLENEBİLİR ENERJİNİN DEPOLANMASI İÇİN FIRSAT

Bu sektörlerin fosil yakıtlardan kaynaklı karbondioksit emisyonlarının yüzde 60’ından ve toplam enerji talebinin yüzde 70-80’inden sorumlu oldukları göz önünde bulundurulduğunda dönüşümün aciliyeti daha da önem kazanıyor.

yeşil hidrojen

Yeşil hidrojen, dönüşümü zor olan yüksek sıcaklıklı sanayi proses ısısı veya yük taşımacılığı gibi son tüketim alanları için fosil yakıtlara temiz bir alternatif sunuyor. Yeşil hidrojenden üretilecek demir ve çelik ürünleri, amonyak, metan ve metil alkol gibi kimyasallar ve sentetik yakıtlar fosil yakıtlar yerine geçerek proses ısısı üretiminde kullanabilecek ve sanayiyi dönüştürebilecek potansiyele sahip.

Ulaştırma sektöründe ise, günümüzde elektrikli araçlarla yakalanan başarı binek araç segmenti için kısa vadede bir çözüm olsa da elektriğin fosil yakıtlara alternatif olarak kullanılması yük taşımacılığı ve denizcilik gibi alanlarda yetersiz kalıyor. Bu noktada yeşil hidrojen yakıt hücre teknolojisi ve sentetik yakıtların üretimini sağlayarak çözüm getiriyor.

Yeşil hidrojen, ısıtma amaçlı kullanılan fosil yakıtların tüketiminin azaltılmasında da önemli rol oynayabilir. Mevcut şebeke altyapısı kullanılarak sisteme entegre edilecek yeşil hidrojen ısıtma için temiz bir alternatif sunarken yenilenebilir elektriğin depolanması için de mevsimsel bir fırsat yaratıyor. Bu sayede, birçok ülkenin doğal gaza olan bağımlığının önüne geçilmesinde rol oynayan bu çözümler Türkiye’nin enerji sektörü için de büyük fırsatlar sunuyor.

Türkiye'nin Hidrojen StratejisiULUSAL HİDROJEN STRATEJİSİ OLUŞTURULMALI

Şu an için yeşil hidrojen üretim maliyeti -yenilenebilir elektrik kaynaklarından elektroliz yöntemiyle- fosil yakıtlardan elde edilen hidrojene kıyasla daha yüksek olsa da yakın gelecekte maliyetlerin kilogram başına 2 -3 ABD doları seviyesine düşmesi ve bu sayede yeşil hidrojenin daha rekabetçi olması öngörülüyor. Bunun gerçekleşmesi için elektroliz teknolojisindeki öğrenimi hızlandırarak verimliliği artırmak, kurulu elektroliz kapasitesinin optimum düzeyde (yıl boyunca daha uzun saatler) kullanılmasını sağlayarak elektrolizin ilk yatırım maliyetlerinin düşmeye devam etmesi gerekiyor.

Diğer yandan, yenilenebilir elektrik üretim maliyetlerindeki düşüşün de hızla devam etmesi hidrojen üretiminde rekabetçiliğin yakalanması için önemli olacak.

Özetle, düşük karbonlu ekonomiye geçiş için yeşil hidrojenin sunduğu fırsatlar tüm dünyanın dikkatini çekerken, bu fırsatların iyi anlaşılması ve dünyadaki gelişmeler ışığında Türkiye’nin ulusal hidrojen stratejisinin oluşturularak, yerli hidrojen sanayisinin kurulması ülkemizin enerji stratejisi için büyük önem taşımaktadır.

Bu makale ilginizi çektiyse “Yeşil hidrojen geleceğin petrolü olabilir” makalemiz de ilginizi çekebilir

PAYLAŞ
Önceki haberNordex Türkiye, türbin pazarında yüzde 26.8’lik paya ulaştı
Sonraki haberKüresel ısınma yıllık 2 milyar ton emisyon azaltarak önlenebilir
Değer Saygın
Değer Saygın, SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin Direktörü olarak çalışmaktadır. 2013 -2017 yılları arasında, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nda (IRENA), küresel yenilenebilir enerji yol haritası programını (REmap) geliştirdi ve yürüttü. Bu program yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği kullanımını arttırmak için ülkelerin, bölgelerin ve dünyanın bu alanlardaki potansiyelini ve kapasitelerini değerlendiren bir programdır. 70 ülkenin verisi ile ülkelerin 7. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi ile Paris Anlaşması hedeflerine ulaşması konusunda yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanındaki faaliyetlerini inceleyen bu çalışma, dünyanın bu alandaki en büyük programıdır. IRENA’ya katılmadan önce Değer Saygın, Utrecht Üniversitesi’nde uluslararası kuruluşlar, ülkeler ve özel sektör kuruluşları ile beraber enerji ve enerji kaynaklarının üretim sanayisinde sürdürülebilir kullanımı alanında projeler yürütmüştür. Değer Saygın, doktorasını da bu üniversitede tamamlamıştır ve ODTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü’nden mezundur.

BİR CEVAP BIRAK