Enerjinin geleceğine yolculuk

Enerjinin geleceğine yolculuk

PAYLAŞ
0

Geçmiş hatıraları kaleme almak pek zor değil; hafızanızı, dosyalarınızı, notlarınızı, gazete, dergi, kitap ne bulduysanız harmanlar ve ortaya bir hatırat çıkarabilirsiniz. Yaşanmamış geleceği yazmak hiç de kolay bir fantezi değil. Gelin yine de bir deneme yapıp beyinlerimizi bugünden çeyrek yüzyıl sonrasına kilitleyelim ve bizleri nelerin beklediğini rastgele manzaralarla yansıtalım.

Günlük yaşamımızda her şey elektronik ortamda yapılıyor. Ceket yakanıza bugünkü süper bilgisayarların yüzlerce katı güce sahip minik bilgisayarı iliştirerek iş görebiliyorsunuz. Hatta insan vücudunun herhangi bir yerine yerleştirilen bilgisayar yongasıyla kredi kartı, pasaport, ehliyet, telefon, ses kaydeden günce gibi ihtiyaçlar da karşılanabiliyor.

DNA parçalarından “moleküler bilgisayar” yapmanın yolu bulundu. Kişisel bilgisayarlar, ses ve el yazısı tanıma özellikleri sayesinde insanlarla doğrudan etkileşimde bulunabiliyor. “Bugünün süper bilgisayarları saniyede 60 milyar hesaplama yapabiliyor. Bilim adamları, “petaflops” bilgi işlem sayesinde bugünkü makinelerden 10 bin kat daha güçlü performans elde edilebileceğine inanıyor.

ÇÜRÜMEYEN DOMATES, ELMA, PATATES…

Teknoloji nedeniyle örgütlerde hiyerarşi azaldı. Daha az sayıda orta düzey yöneticiye ihtiyaç var. Video ve bilgisayarlar mahkeme salonlarında önemli rol oynuyor. Yaygın şekilde robot kullanımı nedeniyle fabrikalardaki iş gücünün yüzde 10’unun çalışmasına gerek var. Robotların insanlığa karşı tehdit olma riski, nasıl denetlenecekleri hararetle tartışılıyor.

Genetik mühendisliği sayesinde çürüyüp bozulmayan mısır, patates, elma, domates, soya fasulyesi, çilek, karnıbahar üretimine geçildi. Bir bezelye geni ile takviye edilen pirincin protein dengesi iyileştirildi.

Kolesterol azaltıcı madde ihtiva eden sarımsak ve kafeinsiz kahve çekirdekleri günlük yaşamımıza sokuldu. Diyabetik, kanser, AIDS ve obezite hastalık olmaktan çıktı. Genetik değişime uğramadan saf, doğal kalabilmiş insanların sayısı artıyor.

Nüfus yaşlanması Avrupa, ABD ve Japonya’da ciddi toplumsal ve ekonomik sorunlar yaratıyor. Devletin sosyal güvenlik şemsiyesi büyük ölçüde kalktığından bireyler, emeklilik ve sağlık harcamaları için daha fazla tasarruf yapmak zorunda kalıyor.

RUHANİ ARAYIŞLAR DERİNLEŞİYOR

Kuzeyli zengin yaşlılar, sıcak iklimlere doğru göçüyor. Fransa’nın Cote d’Azur’u, Provence’i, İtalya’nın Tuskana bölgesi, Yunan adaları, Türkiye’nin Akdeniz, Ege kıyıları, İspanya’nın Katalonya ve Florida’nın Naples bölgesi Batılı emekliler için cennet oluyor. Yaşlılar için hizmet sektörleri hızla büyüyor. 2040’da bu bölgelerdeki emlak fiyatları 2019’a kıyasla 125 kattan fazla artacak.

Yeni ruhani arayışlar derinleşiyor. Gaia, birçok insan tarafından Konfüçyanizm gibi bir felsefe olarak görülmekle birlikte, 2029’da dünyanın popüler dinlerinden biri oldu. Bireyler, çeşitli din ve felsefelerden esinlenerek kendilerine özgü inançlar geliştiriyor.

Dünyanın en zengin beşte biri toplam servetin yüzde 84’ünü kontrol ediyor. “Toprak bütünlüğünü korumak” için ülkelerin savunma harcamaları yeniden artmaya başladı. Gelişmekte olan ülkelerde askerlerin etkin olması, demokrasinin geleceği için umut verici değil. Yedi kişilik bir NASA ekibi, bir dizi aksilikten sonra nihayet 22 Ekim 2030’da Mars’ın yüzeyine indi. Bu en önemli uzay başarısı, çevreci ‘Kızıl Barış’ grubu tarafından protesto ediliyor.

YENİLENEBİLİR ENERJİ AĞIRLIĞI OLUŞTURUYOR

Jeotermal, hidroelektrik, güneş ve foto elektrik gibi alternatif enerji kaynakları toplam enerji kullanımının çoğunluğunu oluşturuyor. Karbon yüzdesi yüksek yakıtların kullanımı uluslararası yaptırımlarla caydırılıyor.

Japonya, Çin’in artan ekonomik ve askeri tehditleri karşısında geri adım atmak zorunda kalıyor; Çin’in Orta, Doğu ve Güneydoğu Asya’da artan gücünün dizginlenmesi için ABD, AB ve Rusya ile ittifak ilişkilerini pekiştirmeye çalışıyor.

Yıllar süren iç karışıklıklardan sonra Suudi Arabistan ve bazı Körfez Emirlikleri’nde geniş çaplı bir iç savaş patlak verdi. Orta Doğu’dan petrol ithalatına bağımlılığı yüzde 90’a ulaşan Çin’in isyancılara İran ve Rusya ile birlikte destek verdiği biliniyor.

İç savaşın diğer bölge ülkelerine de yayılarak büyük çaplı bir Orta Doğu Savaşı’na dönüşmesi ihtimali giderek artıyor. Evet, dünya üç aşağı beş yukarı böyle gelecek senaryoları ışığında şekillenebilir. Benzeri senaryoları önümüzdeki yazılarımızda Türkiye için de geliştireceğiz!

PAYLAŞ
Önceki haberTüpraş’ın çevre projesi Ufuk2020 programında başarı gösterdi
Sonraki haber“Jeotermal kaynaklı sera alanını 5 katına çıkarmayı hedefliyoruz”
Mehmet Öğütçü
1983'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü bitiren Mehmet Öğütçü, London School of Economics (LSE)'den Uluslararası Ekonomi üzerine yüksek lisans derecesi aldı. Bruges'deki College d'Europe'da Avrupa Yönetimi alanında master da yapan Öğütçü, halen zaman zaman LSE, Reading University, Dundee University ve Harvard'ta “Enerji Jeopolitiği”, “Rekabet Gücü”, “Su-Gida-Enerji Denklemi” ve “Kalkınma İçin Yatırım” gibi konularda ders veriyor. Çin, Rusya, Orta Asya, Ortadoğu ve Türkiye ile ilgili enerji, jeopolitika ve yatırım konularında, uluslararası bir otorite olarak kabul edilen Öğütçü, BBC, France-24, Dünya, CNBC, Bloomberg, Habertürk, Al Jazeera, CNNTürk, Hürriyet Daily News, Moscow Times, International New York Times, World Journal of Trade and Investment ve OECD Observer gibi yayınlara yazılı/sözlü katkılar sağlıyor. Mehmet Öğütçü, Türkçenin yanı sıra İngilizce, Fransızca ve konuşma düzeyinde Çince biliyor.

BİR CEVAP BIRAK