Pandemi sonrası enerjide yeni yatırım gerekecek  

Pandemi sonrası enerjide yeni yatırım gerekecek  

PAYLAŞ
1

Türkiye elektrik sistemi, halihazırda farklı üretim teknolojilerinin kullanılmasına olanak sağlayan güçlü bir altyapıya sahiptir. Bu altyapının oluşmasında elektrik piyasasının serbestleşmesi ve buna paralel olarak yatırımların özel sektör tarafından hayata geçirilmesi önemli derecede etkili olmuştur.

Öte yandan, hızlı artan elektrik talebini karşılayacak elektrik üretiminde görülen etkileyici artış, başta doğal gaz olmak üzere, fosil kaynak ithalatını da çarpıcı biçimde artırmıştır.

Günümüzde yaşanmakta olan elektrik arz fazlası durumu ve COVID-19 salgınına bağlı olarak ortaya çıkan kısa vadeli iktisadi durgunluğa rağmen, orta vadede ekonominin büyüme trendini devam ettirmesi ile elektrik talebinin hızlı bir şekilde yükselmesi, elektrik sisteminde yeni yatırımları gerekli kılacaktır.

Türkiye açısından en verimli sonuçlara ulaşmak için bu yatırımların hangi alanlara yönlendirileceği ve bunların hayata geçirilmesine katkı sağlayacak hangi politika araçlarının kullanılması gerektiği, cevaplanması gereken soruların başında gelmektedir.

PLANLAMA VE STRATEJİYE İHTİYAÇ VAR

Enerji dönüşümü kapsamında Türkiye elektrik sisteminin daha da güçlendirilmesi ve başta yenilenebilir enerji kaynakları olmak üzere ülke kaynaklarının en iyi şekilde değerlendirilmesi, daha düşük karbonlu bir enerji sisteminin oluşmasında ve enerji ithalat maliyetlerinin düşmesinde dolayısıyla enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasında kilit rol oynayacaktır.

Bu noktada, artan elektrik talebini karşılayacak yeni üretim teknolojilerinin neler olacağının belirlenmesi ve bu doğrultuda 2023 yılı hedeflerini temel alan ve 2023 sonrası için orta/uzun vadeli planlama ve stratejilerin oluşturulması büyük önem arz etmektedir.

Enerji arz güvenliğinin ve uygun fiyatlı arz tedarikinin sağlanması, yerli kaynaklardan azami seviyede faydalanılması, fosil yakıtlı kaynakların olumsuz çevresel etkilerinin sınırlandırılması, enerji ithalat maliyetlerinin düşürülmesi Türkiye’nin temel öncelikleri arasında yer almaktadır. Bu öncelikleri hayata geçirmek için birçok seçenek bulunurken, ülkemizin sahip olduğu rüzgâr ve güneş enerjisi potansiyelinin tam olarak kullanılması bunların başında gelmektedir.

DENGELİ BİR ÜRETİM KARIŞIMI

Tam bu noktada bahsi geçen hedeflere ulaşmak için izlenebilecek politikalar zaman zaman birbiriyle çelişebilmektedir. Örneğin; SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin temmuz ayında yayınladığı çalışmanın sonuçlarına göre, karbon vergisinin uygulandığı bir piyasa yapısında, temel olarak düşük verimli kömür santralleri arz talep eğrisi dışında kalarak, sistem esnekliğinin sağlanmasına katkı veren doğal gaz üretiminin artmasına ve elektrik üretim kaynaklı sera gazı salımlarının önemli ölçüde düşmesine sebep olabilmektedir.

Fakat salımlarda gözlenen bu düşüşler doğal gaz ithalat maliyetlerinin ve elektrik fiyatlarının artmasına sebep olabilir. Dolayısıyla makul bir karbon vergisinin uygulanması ve bunun yenilenebilir enerji kaynaklarına verilen piyasa odaklı mekanizmalarla desteklenmesi, elektrik üretim amaçlı sera gazı emisyonlarının düşmesini ve ithal kaynaklara olan bağımlılığın azalmasını sağlayan daha çok kaynak çeşitliliği barındıran dengeli bir üretim karışımının oluşmasına imkân verebilir.

BÜTÜNCÜL YAKLAŞIMIN ÖNEMİ ÖNE ÇIKIYOR

Bu örneklerin işaret ettiği sonuçlardan yola çıkarak, tüm hedefleri tek tek ele alıp hayata geçirmeye çalışmaktansa farklı hedeflerin bir arada değerlendirildiği bütüncül bir yaklaşım izlemenin önemli faydaları ön plana çıkmaktadır. Tüm etkiler arz güvenliği, elektrik sistem maliyetleri ve piyasa fiyatları, enerji ithalatı, yerel hava kalitesinin artırılması ve küresel iklim değişikliğinin önlenmesine katkıda bulunulması çerçevesinde ekonomi ve uygulama ekseninde değerlendirilmelidir.

Türkiye’nin enerji dönüşümü hedeflerinin hayata geçirilmesi için farklı enerji politikalarının olası sonuçlarının tüm yönleriyle detaylı olarak analiz edilmesi ve stratejilerin bu doğrultuda belirlenmesi anahtar role sahiptir. Sürdürülebilir enerji yatırımları, uzun vadeli enerji politikası hedeflerinin ve elektrik sistemi altyapı yatırımlarının 10 yıl boyunca etkisi dikkate alınarak, istikrarlı ve hedefe yönelik piyasa odaklı düzenleyici politikalar ile desteklendiği sürece Türkiye’de ilerlemeye devam edecektir.

PAYLAŞ
Önceki haberKarapınar GES için lisans verildi
Sonraki haberUnilever ürünlerinde yüzde 100 yenilenebilir karbon kullanacak
Hasan Aksoy
Hasan Aksoy, profesyonel iş yaşamına ve enerji sektöründe çalışmaya 2005 yılında başlamış olup, 2011 yılına kadar Akenerji grubunda enerji ticareti, analizler, portföy ve üretim yönetimi faaliyetlerinden sorumlu müdür yardımcısı görevini sürdürmüştür. Elektrik üretim ve tedarik şirketlerinde yönetici pozisyonunda görevler almıştır. Sonrasında Avrupa’nın önde gelen enerji şirketlerinden biri olan Finlandiya devlet şirketi Fortum’da Kıdemli Enerji Piyasası Müdür’ü olarak çalışmaya başlamıştır. 2017 yılına kadar, Fortum’un Türkiye’deki enerji ticareti, piyasa analizleri, iş geliştirme faaliyetlerinin yönetilmesi ve yürütülmesinde kapsamlı sorumluluklar üstlenmiştir. Aynı zamanda bu görevlerine ek olarak, Fortum’un Finlandiya ve İsveç’te bulunan genel merkezlerinde, başta Nordpool olmak üzere Avrupa enerji piyasalarında çalışma fırsatı bulmuştur. Sonrasında kariyerine bir süre direktör olarak devam etmiştir. Enerji piyasaları, enerji ticareti ve analizleri, üretim yönetimi, enerji yatırımları ve politikaları alanlarında uzmanlıkları olan Aksoy, Balıkesir Üniversitesi Makine Mühendisliği lisans eğitiminin ardından, Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Anabilim dalı Enerji bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. Aynı zamanda Galatasaray Üniversitesi İşletme (MBA) yüksek lisans derecesine sahiptir.

BİR CEVAP BIRAK